PottersDiary
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.



 
AnasayfaLatest imagesKayıt OlGiriş yap
x. Christian B. August & Taha
x. Lloyd J. Brooklyn & Hikmet
x. Vilcjo Vilhelm & Ege
x. Vorchenza Vescovi & Esra

İyi Eğlenceler
Gryffindor .x. 000
Slytherin .x. 000
Ravenclaw .x. 000
Hufflepuff .x. 000

İyi Eğlenceler

Müritler x Eski Yoldaşlık


İyi Eğlenceler
Gryffindor .x. 000
Slytherin .x. 000
Ravenclaw .x. 000
Hufflepuff .x. 000

İyi Eğlenceler

 

 Crimson Raven

Aşağa gitmek 
2 posters
YazarMesaj
Crimson Raven
Slytherin IV. Sınıf
Slytherin IV. Sınıf
Crimson Raven


Gerçek İsim : Hannibal Lecter
Kan Durumu : Muggle Ebeveynden çıktı.
Taraf : Egoist, Hendonist.
Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 12/09/12
Yaş : 29

Crimson Raven Empty
MesajKonu: Crimson Raven   Crimson Raven I_icon_minitimeÇarş. Eyl. 12, 2012 8:53 am

Örnek RO:
Kurumuş otlara bastığı anda çıkan o hışırtıyı seviyordu. Aynı renk parkelere basma takıntısı olan o çocuklar gibi, otların olduğu bölgelere basarak Yasak Orman'da ilerlemekte ısrarcıydı. Akşamüzeri serinliğinde, ansızın ağaç yapraklarını kıpraştıran süpriz bir rüzgar, Crimson'ın vişne kırmızısı saçlarını kızın önüne savurdu. Genç kız, elindeki örgü bileklikle saçlarını topladı ve özensiz bir topuz yapıverdi. Güneş ışığı, gökyüzündeki hakimiyetini karanlığa devretmek üzere yavaş yavaş çekiyordu lakin yine de ağaçlar arasından sızan hafif bir ışık mevcuttu. Crimson, irice bir ağacın dibinde durdu, oyuklara ayağını basarak bir kedi, panter ya da timsah çevikliği ile ağacın gövmesinde tırmandı. Hoş, iri ağacın koruyucu yaprakları, genç kızı batmakta olan Güneşin zararsız ışınlarından koruyordu. - Ne olursa olsun, güneşten nefret ederdi.-
Kapağında keçeli, pastel, yağlı ve sulu boya gibi envai çeşit materyal ile hazırlanmış kırmızı ağaç dalları ve denize girmiş gibi gözüken dolunayı olan, kalın -bayağı kalın- resim güncesini çıkardı. ''Silent Scream Of Red Crimson.'' Bu 517 sayfalık kalın dosya, onun eseriydi. Her zerresine kadar. Ama o eserden fazlasını görüyordu. Sayfalar kopmuştu ve yoğun bir kahve, çimen ve uhu kokusu vardı, ama o an hala canlıydı. 172. Sayfa; siyah zemin üstünde parlayan binlerce ışık, sonsuza dek uzanır gibi gözüken arka fonda. Perspektif hatlarını farklı renklerle gösterip insanın gözünü yoran bir zemin yaratmıştı, bu farklı bir Büyük Salon olamazdı. En yücesinden yaşıtlarına kadar bütün büyücülerin odak noktası aynıydı; yeşil bir sisin çevrelediği, yeşile tezat kıpkırmızı saçlarının üstünce taca dönüşmüş Seçmen Şapka. Minimini boyuna rağmen küçük bir tanrıçanın heybetini taşıyordu adeta bu küçük Athena, gözlerindeki parıltının ardında, hissettiği güç ve onur yansıyor. ''Ben Tanrıyım. Hırsların ,tukuların tanrısı. Kendine küfrederken kendine tapanların tanrısı. Ruhunu şeytana satanların tanrısı, şehvetin ve açgözlülüğün, hırsa bulanmış hayallerin duvar ustasıyım. Dionysos'un şarabından bile tatlı ihsanım. Prometheus'a ateşi çaldıracak kadar, Zeus'u kıskandıracak kadar hemde. Tanrı var olsaydı, onun ben olmadığıma inanmazdım.' Sayfayı çevirdi; yine ziyah zemin üzerine, bir bina. Bu binanın, Crimson'un kendi binası Slytherin olduğunu, kendisinden başka anlayan olmazdı herhalde, kafasının içindekiler olduğukça sürrealdi. Binayı kuyruğuyla sarmış bir Basilisk, timsah başını almıştı. Bu Reg, Crimson'ın kendi yarattığı bir yaratık, genç kızın en samimi dostu olmasının yanında; cesareti, gücü ve zekayı temsil ediyor. Her zaman sırtında Crimson'ı taşıyor, Hogwarts'ın ilk gününde de en iyi dostunun yanında. Korkuya yer yok, sadece eğlence ve macera; bu onun çizmekte güçlük çekeceği bir maceraydı onun için. Biraz daha geriye gitti.; 164. sayfa. Bulutların arasında bir tren geçiyor; Hogwarts Expressi. Camın arasında bir çok sima var, ama Crimson orda değil. O, trenin üstüne oturmuş, kırmızı saçlarını savuşturarak gidiyor. Kollarında iki çift kanat büyüyor, özgürlüğe açılmış kanatlar bunlar. Özgürlüğün tadını resmedemenin vermiş olduğu bir tıkanma hep var çizimlerinde, bazen tadı çikolata, bazense sert bir viski. Ama her zaman gökyüzü ve engin denizlerdir bu özgürlük; uçsuz bucaksız, bilinmedik. Siyah zemin üstünde kaybolmak üzere silik bir dağ belirir resmin kenarında; maceranın evidir burası, hafiften parlar silik zeminin ardında bulutlar gizlemiş olsa da, ışıklarını yakmıştır.
Gökyüzü kararmıştı. Ağaçların aarasından sızan Güneş ışığı yoktu artık. Birkaç böcüğün çıkardığı ses hakimdi ormana. Çizimleri karanlıkta şeklni değiştiriyor gibiydi artık. Defteri kapattı, ağaçtan inmeye davrandı. Koşarak gitmek istemiyordu, biraz gece yürüyüşü iyi gelebilirdi. Yüksek sesle şarkı da söyleyebilirdi hatta. Zamanında olması gerektiği yerde olacağına emindi.. Aslında emin değildi.

x. Amortentia kişiye en çekici gelen şeylerin kokusuna sahiptir. Sizin Amortentia'nız nasıl kokuyor?
Metal ve çikolata karışımı. Hayal edilmesi güç ve ilginç bir koku.

x. Katlanmasını en zor bulduğunuz şey nedir?
Bana emir verilmesi. Beni yargılama hakkı kimsede yoktur. Böyle bir durumda kollar sıvanır..

x. Derse giderken yerde bir arkadaşınızın günlüğünü fark ediyorsunuz, ne yaparsınız?
Günlüğü okuduğumda elime ne geçeceğine bağlı. Ben gereksiz hamle yapmam.

x. Kütüphanenin Yasak Bölümü'nden bir kitap almanız gerekiyor, nasıl yapacaksınız?
Gider alırım. Yasağı kim koymuş ki?

x. Hogwarts mektubunu aldığınız an ne düşündünüz?
Öncelikle ilk hissettiğim şey, güçtü. Neler hissettiğimi daha ayrıntılı bir biçimde rp'de yazdığımı hatırlıyorum.

x. Bir iksir icat edebilecek olsaydınız size aşk mı, güç mü, bilgelik mi yoksa şöhret mi verecek olanı seçerdiniz?
Gücün bilgelikten geldiğini söyleyip dururum ve buna inanırım; ama her bilge insan önder midir? Hayır, güç; güçlü hissetmekle ilgilidir. Ben tanrıça olduğuma inanırım; kendi evrenimi ben yaratırım ve kurallarını ben koyarım. Ben gücü isterdim; her zaman bir adım öce olacaksam ve sesimi duyuracaksam, bunu taşıyacak (taşıyamayacağım yük olduğuna inanmam) gücü kendimde bulmalıyım. (haha)

x. En çok nefret ettiğiniz düşmanınız yanınıza gelse, "Sana kötü davrandığım için özür dilerim. Hadi arkadaş olalım." dese ne yapardınız?
Çıkarlarımız çakıştığı zaman elbet düşmanızdır. Zekice olanı yaparım ve gülümseyerek onu affettiğimi söylerim, böylece aramızda bir ateşkes söz konusu olur. Her zaman bir hamle ötesini düşünmek derken bundan bahsediyorum; hayat bir satranç. Karşıdaki kişi öfkeyle ona saldırmamı bekliyorsa, tam tersini yaparım. Karşındaki kişinin planını bildiğini hissettirmemek, düşmanın daha rahat ve daha belirgin hamle yapmasını sağlar. Bu arkadaşın bir sonraki hamlesini kestirebilirim, ama dengesiz kararlarım ve değişken halimle o benim hamlemi asla kestiremeyecek. Ha diyorsanız ki bu kişi gerçekten dostun olmak istiyor? Benim en büyük dostum kendimim. Benimle yarıştığı sürece sorun yok, önceden sevmediğim birini alt etmek daha eğlenceli olacaktır. Smile

x. Müdürü beklerken odasındaki ilginç aletlerden birini kırdınız! Muhtemelen çok değerli de bir aletti. Müdür gelene kadar birkaç dakikanız var. Aklınızdan neler geçiyor?
Acaba bunun farkedilmemesi için nasıl bir şey yapabilirim.. Tamam belki bir şey yapamam en azından iyi bir yalan bulmalıyım.. Yalan bulmaya yetecek kadar vakitim yok, dürüstçe söyleyim ne yaptığımı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dungeon Master
Yönetici
Yönetici
Dungeon Master


Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 04/08/12

Crimson Raven Empty
MesajKonu: Geri: Crimson Raven   Crimson Raven I_icon_minitimeCuma Eyl. 14, 2012 5:02 am

Slytherin IV. Sınıf!
Potter's Diary RPG'ye Hoşgeldiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://pottersdiary.roleplaylife.net
 
Crimson Raven
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
PottersDiary :: B E L I R S I Z L I K :: S A R I S A Y F A L A R :: Seçmen Şapka-
Buraya geçin: